Bu yazımı bizi onurla olimpiyatlarda temsil edecek olan bir dosta hitaben yazıyorum. Umarım bu hitabetten herkes üzerine bir nebzede olsun düşeni alır.
Kış bitmişti; tıpkı her kayakçı gibi o genzi yakan boşluk bizi de yakıyordu. Maddi manevi bir boşlukta kıvranan iki sporcuyduk. Bursa’da yaşıyorduk. Evimizden heykele otobüsle gidip orada tabanlarımız şişinceye kadar yürümek bizim için bir sonraki sezona en büyük hazırlık oluyordu.
Amatör kümeler de birlikte futbol oynuyor aynı kaderi paylaşıyorduk. Ben dostumdan biraz daha şanslıydım Bursa’da ailemle yaşıyordum. Ama o daha çocukluğundan beri şehirde kendi ayakları üzerinde duruyordu. Zaman zaman ailesine destek oluyor ama hiçbir zorluğunu fark ettirmiyordu. Bende onun bütün zorluklarına şahit olan bir dost bir omuzdum. Sanki kaderimiz birlikte yazılmıştı. Aynı günde doğmuş, aynı okulla gitmiş, aynı piste önce dost sonrasında rakip olup çarpışmış ve her varış çizgisini geçtiğimizde bir birimize üzülmüş birbirimize sevinmiştik.
Artık büyüyorduk, aileden para almak ikimizin de zoruna gidiyordu. Aslında spor yapmalı ve kafamız rahat, işimiz olan kayağa asılmalıyken biz iş arıyorduk. Değerli bir kayak hocamızın cafesinde işe başladık. Gündüzleri orada insanların bedenlerine Hint kınası yakıp harçlık çıkarmaya başladık. Antrenman yapamıyorduk, oradan gelen üç beş bizi gelecek sezona olmasa da hayata hazırlıyordu.
Sonra dostum o cafede günde 7.5 tl ye bekçilik yapmaya başladı. Yanlış duymadınız bir cafede bekçilik yapıyordu. uykusuz ve sıcak gecen bir yazdı. Ne kadar zordu benim için dostumun orada olması, kafamı yastığa koyuyor ve sonra dayanamayıp yanına gidiyordum. Her şeyi birlikte paylaştığımız gibi o sıcak ve tehlikeli gecelerde birlikte paylaşmalıydık.
Günler böyle geldi geçti. Olimpiyatlara elde sopa uykusuz gecelerde söylenilen türkü ve şarkılarla hazırlanan iki asi sporcuyduk.
Her sporcunun hayalidir olimpiyat görmek. Ben bir tane olimpiyat gördüm dostumun sayesinde, nasıl o sıcak ve tehlikeli geceleri birlikte paylaştıksa o olimpiyat coşkusunu da ben televizyon başında onunla paylaştım. Her kapıyı onunla geçtim, bacağındaki acı bacağıma saplandı, acıyı da gururu da onunla yaşadım.
Şimdi ikinci olimpiyatına hazırlanıyor dostum. Gene birlikte kayacak gene o onuru birlikte yaşayacağız. Bazen dönüp nereden nereye derken birbirimize anlatacak o kadar çok anımız olduğu için ne kadar şanslı olduğumuzu düşünüyoruz.
İşte günde 7.5 tl den olimpiyatlara uzanan Hamit ŞARE’ye, koca dostadır bu yazım.
Tüm kayak camiası olarak arkandayız. Senide tüm milli takımdaki kardeşlerini de çok seviyoruz. Güzel bir karakter güzel bir örneksin.
Şimdi her şey daha güzel daha iyi ama ben eminim ki hiçbir şarkı o uykusuz gecelerde söylenilen kadar güzel değil…
Bu anımı siz kayak severlerle paylaşmak istedim.
Umarım nereden nereye gelindiğine ve her güzel şeyin altında yatan o müthiş mücadeleye tanık olmuşsunuzdur.
Saygılarımla
Erkan YEŞİLOVA
07.09.2009
